Küfür ve Aseksüeller

Anasayfa Forumlar ASEKSÜELLİK Aseksüel Bakış Küfür ve Aseksüeller

Etiket: 

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #150
    aquarian
    Üye

    http://rahatsizerkekler.blogspot.com/ bloğunun facebook sayfasında okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Küfürü hem sadece cinsellik içermesi hem de kadın üzerinden yapılması sebebiyle hoş bulmuyorum. Sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda?

    Küfür üstüne notlar: “Şüyuu vukuundan beter”

    Küfrün mantığı içinde, bu reelde gerçekleşmese de “sikerek cezalandırmanın”, neden dilde gerçekleştiğini anlaşılır kılan bir şey yok Perihan Mağden’in Argo üstüne yazısında (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=252839) Hâlbuki garip bir şekilde, her sinkaflı (yani içinde “sikme tehdidi” içeren ve “sikmenin” bir “cezalandırma” olarak yansıtıldığı) küfür edimi sadece dilde gerçekleşse dahi, söyleyen de işiten de bu fiili bir gün gerçekleşmesi muhtemel bir tehdit olarak alabiliyor. Yani dil içinde gerçekleşen bu edim, hem küfür edende hem de edilende çok güçlü bir gerçeklik efektti yaratıyor. Edilen de eden de küfürden aynı sonucu çıkarıyor: Gerçekleşmemiş ama gerçekleşmiş kadar hedef aldığı kişiyi veya yakınlarını, erkeğin gerçekleştirme tehdidi savurduğu penetrasyon yoluyla “terbiye etmeyi” amaçlayan bir söylemsel performansın şiddeti, ve bunun yol açtığı ruhsal yara. Bu fiilen o anda gerçekleşmese dahi neden bu kadar ciddiye alınıyor? Erkeğin kendisini her daim aktif unsur olarak gördüğü cinsel birleşme eylemi, cinsel muhatabının hemen her zaman elde edilmesi, sahip olunması, yani mülk kılınması olarak görülmesinden kaynaklanıyor. Sadece bu kadar değil ama.

    “Sikerek cezalandırmayı” içeren her bir küfürde tek bir şey vardır: erkeğin aktif partnerin ise pasif olarak görüldüğü cinsel birleşme eylemi, erkeğin her daim salt kendi hazzı için, ama muhatabın kimi durumlarda cezalandırılması için gerçekleştirildiği gerçeğinin dile yansıtılmasıdır. Bunun anlamı çok açık:

    Tecavüz etmek.

    “Sikmek” yoluyla aşağılamak, hedef aldığı kişinin arzusu hatta varlığı hilafına onu nesneleştirerek, kendisinin geçici bir kölesi kılmayı ima ettiği için bu kadar yıkıcı oluyor. İşin acaibi, eden de edilen de bundan gerçekleştiğindeki kadar travmatize olmasa bile, o sözün sanki gerçekliğin kendisi kadar bir hükmü varmışçasına yoğun bir duygulanım yaşayabiliyor. Oysa ortada gerçekleşmiş tecavüz ve şiddet yok. (yani henüz yok, şimdilik, o esnada). Küfürde, tecavüz ve şiddet tehdidini, – ne kadar o bağlam içinde olanak ve olasılık dışı olsa bile bunu ima eden bir söylemsel tehdit var. Yaparım ederim. Hatta yapmış gibi: Yaptığımın… Ettiğimin… Bu çok acayip değil mi? Çünkü işiten bir erkekse, ve “erkeklik gururu” incinmişse, ya da “namusuna halel gelmişse” bu bir cinayet sebebi olabiliyor.

    Dilin böylesine güçlü bir yıkıcı duygulanım yarattığı başka bir kullanımı var mıdır? Bilemiyorum. Ama sinkaflı küfür, gerçekten çok yıkıcı bir dilsel şiddet yayıyor. Üzerine iyice düşünmeden erkeklerin bunu anlamasının da çok kolay olmadığını düşünüyorum. Zira erkeklerin hepsi, hayatlarının bir döneminde, konuşmayı ilk öğrendikleri zamandan başlayarak küfre yatkın hale getirilir, öğretilir ve hatta cinsel eylemin, tacizin, tecevüzün ne olduğunu bilmedikleri mini minnacık zamanlarında bile cinsellik hakkındaki tasavvur dünyalarının büyük bölümünü bu tür küfürler yoluyla edinirler. Bu yüzden küfür erkek muhabbetinde çok normalize bir durumdur. ve küfrün ilk işi mülkleştirici cinsel eylemi, tacizi, tecavüzü ve eril şiddeti normalleştirmektir. ikili cinsiyetin katılaştırılmasına, heteronormatitivitenin sabitleştirilmesine yarar küfür.

    O halde klasik küfür, argodan farklı olarak alay, ironi, aşağılama, lanetleme, komik gösterme değildir. Klasik erkek küfrü, yani sinkaflı küfür her zaman şiddet içeren bir tecavüz tehdidinin ya da imasının söylemsel icrasıdır. Bu durumda şunu sormak gerekiyor: Neden küfür bu kadar şiddetli bir duygulanım yaratıyor?

    Demek, eden ve edilen için, bir insanın maruz kalabileceği en büyük tehdit olarak algılanıyor. Demek asarım, keserim, öldürürüm, yıkarım yakarımdan başka bir şey var burada. Düz anlamda şiddet söyleminde, kendisine tehdit oluşturduğu varsayılan ötekine karşı bir meydan okuma, diğerinin hayatına son vermeyi hedefleme ya da bunu arzuladığını beyan etme, ya da onun bedensel bütünlüğüne zarar verme tehdidi vardır. Yani bu tür tehditler ima eden türden küfür ya da hakaretler, karşıdakinin kendisiyle olan eşitsizliğinin ya gerçek ve haklı olduğunu ya da küfredenin, bu küfür yoluyla haber verdiği eyleminin sonrasında artık gerçek hale geleceğini ima ederek, içerdeki yok etme duygusunun büyütülmüş, abartılmış bir dışavurumunu ortaya koyuyor. Ve kimi zamanda şiddet eylemine giden yolu açan cesaretlendirici bir etki yayıyor ya da bazen tersine şiddete giden yolun fiilen kapatılmasını sağlayan bir rahatlatıcı, bir emniyet valfi olabiliyor.

    Peki, sinkaflı küfür neden öldürmekten yok etme isteğinden daha büyük bir yıkıcı etki bırakıyor? O zaman şunu görebiliyoruz: bir erkek için cinsel eylem olarak kabul edilen duhul, hiçbir zaman sadece cinsel eylem değildir. Hatta hep daha fazlasını, hatta şunu içeriyor: başka bir varlığın üstünde egemenlik kurmanın en üst mertebesi. Ve tersi de doğru, bunun zor ve şiddet yoluyla yapılacağının iması, işitene başka her türlü tehditten daha tehditkâr, daha yıkıcı geliyor. savaşlarda veya işkenceli polis sorgularında tecavüzlerin olması tesadüf değildir. Çünkü kişinin kendi varlığının bütünlüğünün, alabileceği en büyük ve kapanmayacak, ya da iz bırakacak yara olarak görülür, bilinir yaşanır bu: bedeni üstünde eril duhul yoluyla kurulacak egemenlik. Bu yüzden bunun “sözü” eylemi kadar etkilidir. (Tecavüz ve tacize maruz kalanlardan özür dileyerek, bunları yazıyorum).

    Ya da eskilerin tabiriyle: “şüyuu vukuundan beter.” Bu bire bir şu anlama geliyor küfür bağlamında: Eğer küfür edilmişse ve duyulmuşsa, o halde önemli olan orada savurulan tehdidin gerçekleşmiş olması değil. Sadece söylenmiş olması yani dilde bir kez sözel olarak icra edilip de herkes tarafından tahayyül edilebilmesi, gerçekleşebilecek potansiyel bir girişimin beyanı olarak kabul etmek için yeterlidir. O zaman biri bana küfrettiğinde, ben bunu bana birazdan gerçekleşecek, en kabul edilemez, en büyük yıkıcılıktaki saldırı altında kalmışlık olarak kabul eder ve karşılığını veririm. Tabi ki erkek bakış açısıyla. Sen benim anama küfredersin ben de bira bardağını kırıp yüzünü parçalarım. Çünkü şüyuu vukuundan beter. Çünkü söylenebilir olması, düşünülmüş olmasına denk ise, düşünülmüş olması yapılabilir olması anlamına gelir. Ve işte bu küfrün hakikatidir.

    Söylenebilir olanın, tahayyül edilebilir ve bu yüzden de yapılabilir olmasının doğurabileceği korkunun herkesçe bilinir olması vardır küfrün altında. Yani dilin bir hakikati mümkün kılma gücü, dilin üstünde bir savaş alanı açar. Dilin hakikati dönüştürme, ve bu yüzden de bir başkasını yaralayabilme potansiyeli buradan geliyor. Sadece aktarıcı değil, hakikati inşa edici olmasından.

    Demek istiyorum ki küfür gerçek bir tehdittir. boş bir laf değildir. o anda orada eden tarafından gerçekleştirilecek bir eylemi ima edip etmemiş olmasının hiçbir önemi yoktur. bir yerlerde mutlaka şu anda gerçekleşiyor olan veya gerçekleşecek bir saldırının maşrulaştırılması, haklılaştırılması ve normalleştirilmesidir küfrü gerçek bir şiddet haline getiren.

    Çünkü her erkek bilir ki tecavüz bir insana yapılabilecek en büyük şiddet içeren cezalandırma, bastırma, sindirme, aşağılama yok etme eylemlerinden birisidir. O yüzden dilde her gün sayısız kere tecavüz ederler, hem de gülerek, neşeyle. Karşısındaki, sevdiği sevmediği, iktidarını kurmasını engelleyen ya da tehdit eden, herkese her şeye. Sinkaflı küfür, sistematik olarak normalleştirilen tecavüzün ve eril şiddetin, ve sistemli şekilde sürdürülen eril tahakküm savaşımının en başta gelen aletidir. Küfür, dayakla birlikte, eril tahakkümün, hem erkeklerin kendi aralarındaki iktidar savaşlarının, hem kadına yönelik şiddetin, hem erkeklik ideallerinden saptığı varsayılan cinsel yönelimlerin hem cinsiyet kimlikleri şekillenmekte olan çocukların baskı altına alınmasının, söylemsel inşasının en tehditkâr ve yıkıcı silahıdır. Çünkü önemli olan söz konusu tehditin, gerçekleşip gerçekleşmemesi değil, her an gerçekleştirilebilir bir tehdit olarak orada hazır durmasıdır.

    Küfür ‘proletaryanın ağzında açmış kızıl bir karanfil’ (Can Yücel) değildir.

    Kürşad Kızıltuğ

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.